NEDEN DİET YOK ?   

 Kilo vermek isteyen bireylerde en çok rastlanan durumlardan bir tanesi diyet maratonuna girmeleridir. Kısa vadede kilo verilmekte fakat uzun vadede bakıldığında verilen tüm kilolar geri alınmaktadır. Ve aynı zamanda kişinin kendisini baskı altında hissettiği uygulamalardır. Kilo vermek için zorla yapılan çalışmalar kısa zamanda bırakılıp eski düzene geri dönülmektedir. Fakat yaşam tarzında yapılan köklü değişikliklerin kişilerin kilo verme durumlarını daha kolay ve daha zevkli bir hale getirdiği gözlenmiştir. Böylelikle daha az stres ve sıkıntı içinde kilo verme olayı gerçekleşmiştir...

 Yapılan çalışmalar artık diyet döneminin kapandığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sebepler ve çalışmalar göz önüne alındığında artık diyetsin yaklaşımların ortaya konması gerektiğini açıkça gösteriyor. Aşağıda neden düşük kalorili diyetleri hayatımızdan çıkartmamız gerektiğinin bazı nedenleri yazıyor.

 Bireyler yaptıkları diyetlerden sonra kilolarını koruyamamakta ve tekrar kilo almaktadırlar. Bireylerin diyet maratonuna girme sıklıkları çok fazladır. Sık sık diyete girmekte ve her seferinde daha fazla kiloya maruz kalmaktadırlar. Kıtlık bilincine giren zihin eskisinden daha fazla kilo alma eğilimi göstermektedir. Bu durumda tekrar ortaya çıkan bir sonuç diyet yönteminin dışında farklı yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğidir. Uzun ve kısa dönem çok düşük kalorili diyetlere bakıldığında tedavi edilen hastaların takip eden yıl kilo aldıklarını göstermektedir .

  Örneğin tek başına diyet uygulayan hastaların %75'i 1 yıl içersinde, %90'ı ise 2 yıl içersinde verdikleri kiloları geri almışlardır. Davranış ve beslenme tedavisi ile hastaların %70 kadarı, 30 ay içerisinde verdikleri kiloları geri almışlardır. Egzersiz, davranış terapisi ve beslenme tedavisi uygulayanların da % 58'i 2 yıl içersinde verdikleri kiloları geri almışlardır (15). Medikal kilo verme programlarına giren şiddetli obez hastaların %95'den daha fazlasının verdikleri kiloyu, hatta daha fazlasını tedaviye başladıktan sonraki 2 yıl içinde aldıkları tahmin edilmektedir.

 Açlık, yarı açlık gibi diyette kısıtlamalarda yağsız vücut kitlesinde bir kayıp husule geldiği gibi kan glikozunda düşme, glikoza toleransta bozulma, ketonuri, hiperürikemi, idrarla azot kaybı, su kaybı, potasyum kaybı, uzun süren açlıklarda idrarla sodyum, kalsiyum, magnezyum, fosfat gibi minerallerin atılışında artma görülür. Takatsizlik, anemi, karaciğer glikojen deposunda boşalma, karaciğer fonksiyon bozuklukları, serumda HDL düşüklüğü, hipotansiyon, ödem, kalp yetmezliği, hatta ani ölümler görülebilir. Şişmanlık vücut yağ oranında artma olduğuna ve şişmanlığın tedavisinde arzulanan başka fonksiyonlara zarar vermeden bu oranın düşmesi olduğuna göre diyette yapılacak kısıtlamalar görüldüğü gibi kısıtlama derecesine göre sağlıkla ilgili çeşitli risklere neden olabilmektedir. 

 Peri, Sears, Clark (1993) eğer kişi kilo kaybı tedavisi sırasında elde ettiği olumlu alışkanlık değişikliklerini bırakırsa, fiziksel aktivitesini artırarak kilo verdiyse ve tedavi sonrası bu aktiviteleri terk ederse, çok düşük enerjili diyet yaparak kilo verdiyse ve tedavi sonrası aldığı enerjiyi artırırsa, tedavi sonrası kilo koruma programına alınmazsa tekrar kilo alır.

 


  COPY RIGHT © 2007-2008 YASEMİN SOYSAL DESIGNED BY ÇAĞ AJANS